Anne Adaylarıda Hasta Olabilir

RH Uyuşmazlığı – Gebelikte Kan Uyuşmazlığı
23/11/2018
Her İki Kadından Birinin sorunu İdrar Kaçırma!
07/02/2019

Anne Adaylarıda Hasta Olabilir

Gebelikte Annede Görülen Hastalıklar ve Bu Hastalıklara Yaklaşım
Gebelikte anne adaylarında hangi hastalıklar ortaya çıkabiliyor? Bunlarla karşılaşıldığında neler yapılabilir?

1. Gebelikte Hipertansiyon

a. Nasıl bulgu veriyor?
Hipertansiyon sık karşılaşılan ve tüm erişkinlerin %20-30’unu gebelerin ise %5-8’ini etkileyen bir hastalıktır. Gebelikte görülen tansiyon yüksekliklerini birkaç başlık altında sınıflıyoruz. Gebeliğin en başından itibaren görülen tansiyon yüksekliğine ‘Gebeliğe bağlı Hipertansiyon’, 5. aydan sonra beraberinde idrarda protein kaçağının da olduğu ‘Preeklamsi (Gebelik Zehirlenmesi)’ ve ‘Eklampsi’ olarak isimlendiriyoruz. Anne adayında öncelikle tansiyon ölçümlerinde 140/90 ve üzeri olan tansiyonlar görüyoruz. Birsüre sonra bunun yanında anne adayında baş ağrısı, gözlerde ışık çakması şeklinde bulgular ortaya çıkıyor.

b. Neden ortaya çıkıyor?
Gebeliğe bağlı hipertansiyon dediğimiz durum normal insanlarda da görülen tansiyon nedenlerine bağlı oluyor. Yani kilolu olmak, sedanter bir yaşam veya altta yatan bir kronik hastalığa bağlı gelişebiliyor.
Preeklampsi de ise durum farklı. Buradaki mekanizma gebeliğin kendisine bağlı oluşuyor. Preeklampsi tüm vücudu etkileyebilen bir hastalıktır. Böbrekler, tüm damarlar, beyin, karaciğer gibi hayati organlar etkileniyor. Bilinmeyen bir nedenden dolayı damar içindeki sıvı damar dışına kaçmaya başlıyor. Anne adayında ödem oluşmaya başlıyor. Vücutta su tutulması olmasına rağmen damar içi sıvı azaldığı için organların beslenmesi bozuluyor. Damarlarda daralmalar gelişiyor ve kılcal damarlarda bu daralmaya bağlı tıkanıklıklar oluşuyor.

c. Kontrol altına almakta hangi yöntemler kullanılıyor?
Gebeliğin başından itibaren olan tansiyon yüksekliklerinde yani gebeliğe bağlı hipertansiyon dediğimiz durumda antihipertansif ilaç tedavileri kullanabiliyoruz. Fakat preeklampsi ve eklampsi gelişen durumda ilaçlar ile günümüzde tedavi sağlanamıyor. Bu durumun tek tedavisi var o da doğumun bir an önce yaptırılması.

d. Ilaç tedavisi ve yaşam şekli değişikliğinin bu rahatsızlıktaki rolü nedir?
Yapılacak hayat tarzı değişikliği, yeme alışkanlıklarını değiştirmek, tuzsuz beslenmek, düzenli spor yapmak, kilolu gebe kalmışsak belki gebelikte diyetisyen eşliğinde kilo vermek gibi durumlar bizim tansiyon hastalığına yatkınlığımızı azaltacaktır. Belki kullanılacak antihipertansif ilacın dozunu azaltmamızı sağlayacaktır. Hatta belki ilaç kullanımına bile ihtiyaç kalmayacaktır. Tabi bu saydıklarımız gebeliğin başından itibaren görülen tansiyon hastalıkları için geçerlidir.
Preeklampsi veya eklampsi durumunda bu saydıklarımızın çok cuzzi bir etkisi mutlaka olacaktır, ama nihai sonucu değiştirmeyecek ve önleyemeyecektir.

e. Dikkat edilmez ise anne ve bebek açısından riskler neler?
Gebelikte görülen hipertansiyon anne açısından hayati tehlike yaratabilen bir durumdur. Şiddetli hipertansiyon varlığı beraberinde kalp, beyin ve böbrek etkilenmesine neden olur ve bunların iflas etmesi ile sonuçlanabilir. Bebek açısından da plasentada oluşan beslenme bozukluğuna bağlı gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın zamanından önce rahim duvarından ayrılması ve en kötüsü ani bebek ölümlerine de neden olabilir.

f. Gebeliği sonlandırmaya varan tablolara yol açıyor mu?
Tansiyon yükselmeleri nekadar erken haftada başlıyor ve protein kaçağı erken haftalarda görülüyor ise hastalık o oranda şiddetli seyredecektir. Ne yazık ki gebelik zehirlenmesi yani preeklampsinin tek tedavi yöntemi doğumdur. Farkedilmemiş ve ilerlemiş gebelik zehirlenmesi durumlarında eklampsi denilen annenin şuurunun kaybedildiği epilepsi nöbetlerine benzer nöbetler geçirilebilir. Her eklampsi nöbeti anne ve bebek için ölümcül olabilmekte ve bebek açısından oksijensiz kalması kalıcı beyin hasarlarına neden olabilmektedir. Sonuçları çok ağır olduğu için ağrır preeklampsi tablosuyla gebeliğin hangi döneminde karşılaşırsak karşılaşalım mutlaka doğumu düşünmek zorundayız. Aksi takdirde anne ve bebeğin ölümüne neden olabilen bir durumdur.

g. Doğumun ardından devam ediyor mu?
Eğer gebelik öncesinde tansiyon yüksekliği yok ise doğumdan sonra büyük oranda tansiyon yüksekliği gerileyecektir. Preeklampsi tablosunda da doğum sonrası dönemde bulgular düzelecektir. Bazen tüm bulgular düzelmesine rağmen tansiyon yüksekliği uzun aylar boyunca devam edebilmektedir. Bu durumda kronik hipertansiyon gelişimi söz konusudur ve kardiyoloji hekimleri tarafından düzenli takiplerini yaptırması gerekir.

2. Gebelikte Şeker Hastalığı

a. Nasıl belirti veriyor?
Gebelikte görülen şeker hastalığı sinsi şekilde ilerliyor. Ortaya çıkıp etki gösterip bebeği etkilemesi toplamda 16 haftalık süre içerisinde olup bitiyor. Dolayısıyla gebelikte görülen şeker hastalığında asıl önemli olan hastalık varsa herhangi bir bulgu vermeden tespit edilip uygun tedavinin verilmesidir.

b. Neden ortaya çıkıyor?
24. haftadan sonra bebeğin eşi olan plasentadan bir takım hormonlar üretilmeye başlıyor. Bu hormonların etkisi ile gebelik şekeri oluşacaksa bunu 24. haftadan itibaren görmeye başlıyoruz. Bu hormonların etkisi ile anne adaylarının karbonhidrat metabolizmasında birtakım aksaklıklar oluşuyor. Bunun etkisi ile de kan şekeri dengelenmesi anne tarafından yapılamıyor ve kan şeker seviyesi yükselmeye başlıyor.

c. Kontrol altına almakta hangi yöntemler kullanılıyor?
24. haftada yapılan şeker yüklemesi testi sonuçlarına göre 200mg/dl sonucunun üzerinde bir değerle karşılaşıyorsak bu duruma şeker hastalığı kesin olarak vardır diyoruz ve insülin tedavisi başlıyoruz. Eğer değerler yüksek fakat 200mg/dl’nin altında ise öncelikle diyet düzenlemesi ve kan şekeri düzeylerinin takibini yapıyoruz. Eğer diyet düzenlemesi ile kan şekeri düzeylerini normale getirebiliyorsak bu şekilde gebeliğe devam ediyoruz. Eğer diyet ile düzenlemesi ile kan şeker seviyesini normal aralıklara getiremiyorsak o zaman yine insülin ile tedavi sağlıyoruz.

d. İlaç tedavisi ve yaşam şekli değişikliğinin bu rahatsızlıktaki rolü nedir?
Bilinenlerin aksine gebelik şekeri herkes de olabiliyor. Anne adayı zayıf, ailesinde şeker hastalığı olmasa da bu kişilerde gebelik şekeri olmaz diyemiyoruz. Aksine bazen kilolu ve genetik olarak yatkın bireylerde yaptığımız şeker yüklemesi normal çıkabiliyor, ama hiç beklemediğimiz bir anne adayına gebelik diyabeti tanısı koyabiliyoruz. Bu yüzden gebelik şekeri için tabiki hamur işi, tatlı, pilav, makarna ve tüm karbonhidratlı yiyeceklere dikkat etmek gerekiyor. Peki bu yiyecekleri hiç mi yemeyeceğiz? Tatbikî hayır. Dengeli beslenmek adına yediğimiz öğünlerde tabiki karbonhidrat olacak, ama bunun miktarına gün içinde ki yediğimiz saate dikkat edicez. Biliyoruz ki karbonhidratlar vücudun kalori ihtiyacını karşılayan yiyeceklerdir. Eğer gün içinde aktif olduğumuz zaman dilimlerinde yani sabah ve öğlen saatlerinde yediklerimiz içinde belki yarım dilim ev yapımı bir kek, yarım börek veya belki canımızın çektiği reçelden bir lokma alabiliriz. Ama sonrasında bu aldığımız kalorilerin kan şekeri seviyemizi yükseltmesine izin vermeden günlük aktivitelerimizi planlayacağız.

e. Dikkat edilmez ise anne ve bebek açısından riskler neler?
Şeker yüksekliği hem anne adayı için hem de bebek için bir çok olumsuzluğa neden olabilir. Annede kontrolsüz şeker yüksekliği birçok organda hasara neden olacaktır. Ama asıl geri dönüşü olmayan bebekte yaptığı etkidir. Kan şekeri yüksek seyreden annelerin bebeklerinde kalp kapak hastalıkları, kalp delikleri, barsak tıkanıklıkları, aşırı kilolu doğma, doğum esnasında omuz takılmasına bağlı sinir hasarları daha çok görülmektedir. Bununla da kalmayıp hem anne karnında hem de doğum sonrası ani ve açıklanamayan bebek ölümleri karşımıza çıkmaktadır. Anne karnında yüksek şekere maruz kalıp sürekli insülin üreten bebek pankreası doğumdan sonra bebeğin kan şekeri seviyesi düşmesine rağmen hala üretime devam edeceği için bebekte hipoglisemi atakları ve bu ataklara bağlı beyin hasarı, yine bu ataklara bağlı nöbet geçirme ve ani ölüm görülebilmektedir.

f. Gebeliği sonlandırmaya varan tablolara yol açıyor mu?
Eğer anne gebeliğe başladığında şeker hastası ve kontrolsüz yüksek derecede kan şeker seviyeleri var ise bebekte ciddi anomalilere neden olabilir. Eğer oluşan anomaliler beyin gelişimin olmaması gibi yaşam ile bağdaşmayacak anomaliler ise gebeliğin sonlandırılması önerilir. Diğer oluşan hastalıklarda doğum sonrası müdahale edilir. Eğer 6. aydan sonra ortaya çıkan şeker hastalığı varsa bu durumda da gebeliği sonlandırılmasını gerektirecek bir durum değildir. Bebeğin gelişimine göre belki erken doğumu gerektirecek tablolar karşımıza çıkabilir.

g. Doğumun ardından devam ediyor mu?
Gebelik şekeri plasentadan salgılanan bir hormon nedeniyle oluştuğu için doğumdan sonra annenin kan şeker seviyeleri giderek normale yaklaşır. Bir kaç hafta sonra da ilaç kullanma ihtiyacı ortadan kalkar. Nadiren gebelik sonrasında uzun süre ilaç kullanma ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bazen de kalıcı şeker hastalığı gelişebilir.

3. Gebelikte Cerrahi Gerektiren hastalıklar

a. Nasıl belirti veriyor?
Gebelikte cerrahi müdahale gerektirecek hastalıklarda kar-zarar hesaplaması yapılır. Annenin hayatını tehlikeye atabilecek durumlarda ise operasyon kararı verilir. Bunlardan en sık karşılaştığımız apandisit, safra kesesi taşının karaciğer yollarına düşmesi ile oluşan tıkanıklık durumudur. Bu hastalıklar kendilerini karın ağrısı ile gösterirler. Gebelikte olan karın ağrılarında öncelik gebeliğe bağlı bir düşük veya erken doğum durumu ile karışacağı için tanı koyulması biraz zaman alabilir. Diğer cerrahi gerektiren hastalık rahim ağzı kanseridir. Gebelikte teşhis edilmiş bir rahim ağzı kanseri var ise burada da tedavi hemen yapılmalıdır. Gebelik sonrası beklenemez. rahim ağzı kanserinde de kötü kokulu bir akıntı şikayeti ile hastalar başvururlar.
Annenin hastalıklarının dışında kontrollerde rahim ağzı kısalığı tespit edilen gebeliklerde rahim ağzına dikiş atılması ameliyatı gerekebilir. Bu durum kontrollerde görülebileceği için annede herhangi bir şikayete neden olmaz.

b. Neden ortaya çıkıyor?
Apandisitin oluşma nedeni normal zamanda görülen nedenlerle aynıdır. Apandiksin ucunun tıkanmasına bağlı gelişir. Safra kesesinde bulunan taşlar gebelik boyunca takip edilir. Eğer safra kesesinde iltihaplanma veya taşların safra kesesinden karaciğerdeki safra yollarına düşerek tıkanıklık yaratmasının oluşturduğu acil durumlarda operasyon gerekir.

c. Cerrahi müdahale gebeliği etkiliyor mu?
İdeali tatbikî anne adayları hiç böyle durumlarla karşılaşmasın. Ama karşılaşılıp cerrahinin kaçınılmaz olduğu durumlarda gebelikleri de göz önünde bulundurularak anneye anestezi verilir. Büyük oranda sorunsuz ameliyatlar geçirilir. Fakat şunu unutmamak gerekir ki ameliyatlar her zaman bir risk yaratır ve ani gebelik kayıplarına neden olabilir.

4. Gebelikte Sindirim Sistemi Hastalıkları

a. Nasıl belirti veriyor?
Gebelikte görülebilecek sindirim sistemi hastalıklarından en sık karşılaşılanlardan bahsetmek istiyorum. Bunlar gastrit ve gebelik bulantı kusmalarıdır. Daha nadiren gebelik kolestazı, viral hepatitler ve HELLP sendromu dediğimiz durumlarla karşılaşıyoruz. Gastrit mide yanmaları şeklinde, gebelik bulantıları bulantı ve kusma şeklinde bulgu verirler. Gebelik kolestazı kendisini tüm vücutta yaygın kaşıntı ile gösterir. Viral hepatitler bulantı, kusma, iştah kaybı ve sarılık ile kendilerini gösterirler.

b. Neden ortaya çıkıyor?
Gebeliğin kendisi bir çok hastalığa yatkınlık yaratan bir durumdur. Gebelikte mide ve tüm sindirim sisteminde asit salgısı artacak buna bağlı yediğimiz yemeklerin sindirimi de artacaktır. Bu durum gastrit oluşuma neden olacaktır. Yine gebelik hormonunun da etkisi ile gebeliğin ilk üç aylık döneminde daha yoğun olmak üzere bulantı ve kusmalar görülecektir. Gebelik kolestazı ve HELLP sendromunun nedenini henüz bilmiyoruz. Viral hepatitlerin nedenlerini de hepatit A,B,C ve D virüslerine bağlı olarak görüyoruz.

c. Kontrol altına almakta hangi yöntemler kullanılıyor?
Gastrit gelişimi durumunda mide koruyucular ile gebeliğe devam ediyoruz. Gebelik bulantılarında öncelikle anne adayının beslenmesini düzenliyoruz, ardından ilaç tedavileri gereklilik durumunda ise hastaneye yatırarak tedavi ediyoruz. HELLP gelişmesi durumunda doğum zamanının planlamasını yapıp en kısa sürede bebeği anne karnından dışarı alıyoruz. Gebelik kolestazında yine karaciğer enzim yüksekliğini takip edip miadı beklemeden en uygun zamanda doğumu planlamak gerekiyor.

d. İlaç tedavisi ve yaşam şekli değişikliğinin bu rahatsızlıktaki rolü nedir?
Ilaç tedavilerini gastrit, bulantılar ve viral hepatitlerde kullanabiliyoruz Yaşam tarzı ve beslenme değişikliği ile gastrit ve bulantı kusmalarda bir miktar rahatlama görülmekte. Gebelik kolestazı ve HELLP sendromunda ise ne ilaç tedavisi ne de yaşam tarzı değişikliği tedavi sağlamamakta.

e. Dikkat edilmez ise anne ve bebek açısından riskler neler?
Gastrit ve bulantılar daha çok anneyi etkileyen rahatsızlıklardır. Bebeğe olumsuz etkileri olmaz. Gebelik kolestazı, viral hepatitler ve HELLP sendromu ölümcül tablolara neden olabilirler. Yoğun bakım yatışına neden olabilirler anne ve bebeğin de hayatını tehdit edebilen ciddi rahatsızlıklardır.

f. Gebeliği sonlandırmaya varan tablolara yol açıyor mu?
Gebeliği sonlandırmaya varan durumlara neden olanlar karaciğer tutulumu yapan gebelik kolestazı, viral hepatit ve HELLP sendromudur. Anne hayatı tehlikeye girdiği anda anneyi kurtarmak için bebekten vazgeçmek gerekebilir ne yazık ki.

g. Doğumun ardından devam ediyor mu?
Çoğunlukla doğumla birlikte oluşan hastalıklar geri dönecektir. Anne tekrar sağlığına kavuşacaktır. Nadiren karaciğer yetmezliği gelişen durumlarda doğum olsa bile karaciğer nakli gerekebilmektedir.